4 Ocak 2011 Salı

Palanga

Yılbaşı münasebetiyle neredeyse 10 gündür bloga birşey yazamadım. Neyse, yeniden sahalardayız. Konumuzsa: Palanga...

Palanga, hepimizin fen bilgisi veya fizik dersinden hatırladığımız bir basit makina. Az güçlü çok yük kaldırmaya yarayan bir makinalar sistemi. Ayrıca, İstanbul'da bir de aynı adlı caddemiz var: Palanga Caddesi. Darphane'nin karşısından, Merkez Komutanlığı'nın yanından, Ortaköy'e inen mükemmel manzaralı cadde. Litvanya'daki Palanga ise, Baltık Denizi kenarında, kuzeyde bir şehir. Litvanya'nın Antalya'sı diyebiliriz. Ama tabi ki sadece bir kaç ay. Resimden de göreceğiniz üzere, kış aylarında buz kesiyor. Şu anda hava sıcaklığı -4, kar yağışlı.

Palanga'ya ulaşım oldukça kolay, Litvanya'nın her yerinden otobüs seferleri mevcut, ayrıca trenle de gidebilirsiniz. Bunun yanında kuzeyden gelmek isteyenler için feribotlar var. Ayrıca küçücük bir de havaalanı mevcut. Tarifeli seferler de düzenleniyor. Şehirde yapılacaklara gelirsek:
  • Botanik Parkı: 1897 yılında Kont Feliksas Tiškevičius tarafından kurulan park, Fransız peyzaj mimar Eduarda Fransua André tarafından düzenlenmiştir. 100 hektar üzerine kurulmuş parkın içerisinde 500 çeşit bitki var. Amber Müzesi'nin de bulunduğu parkta, 7 farklı heykel var.
  •  Amber Müzesi: Feliksas Tiškevičius'un sarayı olarak Alman mimar Franz Schwechten tarafından 1897 yılında inşa edilen saray şu anda Amber Müzesi olarak hizmet vermektedir.
  • Biruté Tepesi: 17. yüzyıldan bu yana haritalarda gösterilmeye başlayan tepe ismini, Litvanya Grandükü Kestutis ile evlenen ve Grandük Vytautas'ı (en meşhur Litvan imparatoru) doğuran rahibe Biruté'den almıştır. 1869 yılında inşa edilmiş bir şapelin bulunduğu tepede arkeologlar 14-15. yüzyıldan kalma pagan tapınaklarına ait kalıntılar bulmuştur.
  • Basanavičius Caddesi: Palanga'nın kalbinin attığı caddenin etrafında bolca cafe ve restaurant mevcuttur. İskeleye kadar uzanan cadde adını 1923 yazında şehri ziyaret eden Dr. Basanavičius'tan almıştır.
  • İskele: Palanga'ya ait resimlerin bir çoğunda yer alan iskele, dalga ve martı sesleriyle birlikte gün batımı izlemek için mükemmel bir yer. 19. yüzyılın sonlarında şehre ulaşmakta zorlananlara kolaylık olması açısından 1888 yılında Kont Juozapas Tiškevičius tarafından yaptırılan iskele bir kaç yıl içerisinde gemiler için kullanışsız hale geldi. 1998 yılında yeniden inşa edilen iskelenin uzunluğu 470 metredir.
  • Saint Marie Kilisesi: 1897 - 1906 yılları arasında yeni gotik tarzda İsveçli mimar Strandman tarafında inşa edilen kilise, 76m uzunluğuyla Palanga'nın en yüksek yapısı olup mükemmel bir akustiğe sahiptir.
Daha önce Palanga'da bulunanlar da yorumlarını iletebilirler. Buyrun size Palanga'dan iki kare: İlk kare Litvanya'da bolca görebileceğiniz bir dürümcü. Daha önce de yazmıştım. Burada dürümcülerin hepsinin adı "Kebabai", bir çeşit büfe diyelim. Sahipleri Türk falan değil, gaza gelmeyin, domuz etidir. İkinci resim ise, Beko'nun reklamlarını görebileceğiniz iskele. Beko hakikaten de bir dünya markası.

*Blogda yer alan yazıların ve resimlerin kopyalanması ve başka mecralarda yayınlanması kesinlikle yasaktır. Kopyalayanlara karşı bütün haklar saklıdır.